İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, TBMM de gerçekleştirdiği Basın Toplantısında gazetecilere yönelik tutuklamalara, sansüre ve basın üzerindeki baskılara tepki gösterdi. Gazetecilerin özgürlüğünün gasp edilmesinin toplumun haber alma hakkını da ortadan kaldırdığını vurgulayan Taşçı, “Türkiye’yi devasa bir hapishaneye dönüştürdüler ama hepimizi birden hapsedebilecekleri kadar büyük değil” dedi. Taşçı, “Sansüre hayır, habere özgürlük” çağrısı yaptı.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, gazetecilere yönelik yargı süreçleri, tutuklamalar ve basın özgürlüğüne ilişkin yaptığı açıklamada, basına yönelik müdahalelerin yalnızca gazetecilerin bireysel haklarını değil, toplumun haber alma özgürlüğünü de hedef aldığını belirtti. Mesleği gazetecilik olan bir milletvekili olarak konuşan Selcan Taşçı, gazetecilerin baskı, sansür ve tehditlerle karşı karşıya bırakılmasına tepki göstererek, basın özgürlüğü mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
“TUTUKLUYU TUTUKLADILAR!”
Gazetecilere yönelik uygulamaların geldiği noktayı eleştiren Milletvekili Taşçı, ev hapsinde bulunan gazetecilerin yeniden tutuklanmasına dikkat çekti. Murat Ağırel üzerinden örnek veren Taşçı, “Tutuklama nedir? Özgürlüğünü kısıtlamak! Ayağında kelepçe var; evinin eşiğinden dışarı adım atamaz. Zaten tutuklu bu adam… Tutukluyu tutukladılar! Murat Ağırel katmerli tutuklu oldu” ifadelerini kullandı.
Fatih Ergin, İsmail Arı ve İsmail Saymaz hakkında yaşanan süreçleri de gündeme getiren Taşçı, gazetecilerin haberleri ve mesleki faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları hukuki işlemlerin basın özgürlüğü bakımından ciddi soru işaretleri doğurduğunu dile getirdi. Ergin hakkında kullandığı bir ifadeyi gerekçe gösteren süreci eleştiren Selcan Taşçı, saniyeler içinde düzeltilebilecek bir kelime hatası nedeniyle gazetecinin tutuklu bulunmasını sorguladı. Taşçı, gazetecilerin haber yapma ve ifade özgürlüğünün cezalandırma aracına dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı.
“GAZETECİLİĞİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ÇALMAK VAKAYIADİYE HALİNE GELDİ”
Gazetecilerin karşı karşıya kaldığı baskıları ekonomik ve toplumsal hak ihlalleriyle birlikte değerlendiren Milletvekili Taşçı, “Milletin alın terini, emeğini, birikimini, parasını çalmak gibi gazetecilerin ve gazeteciliğin de özgürlüğünü çalmak vakayıadiye haline geldi” dedi. Gazetecilerin patron, işsizlik, suç örgütleri ve iktidar sahiplerinden kaynaklanan tehditlerle karşı karşıya kalabildiğini belirten Taşçı, bu tehditleri dile getirmekten geri durmayacağını söyledi. Basın mensuplarının haberlerinin çalıştıkları kurumlarda sansüre uğraması ve gazetecilerin mesleklerini özgürce yapamaması konusundaki endişelerini de dile getirdi.
İYİ Partili vekil, mücadelenin yalnızca gazetecilik mesleğinden gelenlerin değil, özgürlük, adalet ve eşitlik ilkelerini savunan herkesin meselesi olduğunu belirterek, basın özgürlüğünün ortadan kaldırılmasının Türkiye’nin yeni normali haline getirilmesine izin vermeyeceklerini kaydetti.
“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN GASP EDİLMESİ AYNI ZAMANDA SUÇTUR”
Basına yönelik müdahalelerin yalnızca otoriterleşmenin göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Selcan Taşçı, hukuki boyuta da dikkat çekti. Haksız ve hukuksuz tutuklamaların hem bireysel özgürlükleri hem de toplumun haber alma hakkını ihlal ettiğini ifade eden Taşçı, Anayasa’nın 28’inci maddesindeki basın özgürlüğü ve sansür yasağına, 19’uncu maddesindeki kişi özgürlüğü ve güvenliği güvencesine işaret etti.
Gazetecilerin hukuki dayanaktan yoksun biçimde suçlamalarla karşı karşıya bırakılmasına tepki gösteren Taşçı, dijital ortamda herkesin erişebildiği bilgilerin gerekçe gösterilerek gazetecilerin özgürlüklerinin kısıtlanmasını da eleştirdi. İsmail Arı’nın avukatlarının savunma hakkına ilişkin yaşadıklarını ve Halk TV’ye yönelik uygulamaları da gündeme getiren Taşçı, basın kuruluşlarının ve gazetecilerin hukuki güvencelerinin korunması gerektiğini savundu.
Milletvekili Taşçı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10’uncu maddesini ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni hatırlatarak, basın özgürlüğünün evrensel güvencelerle korunduğunun altını çzidi.
HALK TV’YE KAYYIM ATANMASINA TEPKİ: “MASAK’IN İŞİ MUHALEFETİ HİZAYA SOKMAK DEĞİL”
Konuşmasında mali soruşturmalar ile basın kuruluşlarının faaliyetleri arasındaki ilişkiye de değinen Selcan Taşçı, “MASAK’ın işi muhalefeti hizaya sokmak değil; milletin soyulmasına engel olmaktır” ifadelerini kullandı. Halk TV’ye atanan kayyımın basın faaliyetlerine müdahalesini eleştiren Taşçı, bir kişi hakkında yürütülen mali soruşturmanın, kamunun ve basın kuruluşlarının haklarını ihlal edecek biçimde uygulanamayacağını belirtti ve suçun şahsiliği ilkesine dikkat çekti. Basın işletmelerinin hukuki güvencelerle korunması gerektiğini vurgulayan Taşçı, Anayasa’nın 30. Maddesine atıfta bulunarak kanuna uygun tesis edilmiş basın işletmelerinin zapt edilemeyeceğini, uygulamanın anayasaya aykırı olduğunu söyledi.
“GAZETECİLER İÇERİDE, SUÇLULAR DIŞARIDA!”
Milletvekilinin konuşmasında en dikkat çekici bölümlerden biri, tutuklu gazeteci Murat Ağırel’in ailesine ilişkin sözleri oldu. Ağırel’in arkadaşları tarafından kamuoyuna duyurulan “Kızım size emanet” ifadesine değinen Taşçı, gazetecilerin aileleri üzerinden tehdit edilmesine ve gerçek suçlular dışarıdayken gazetecilerin cezaevlerine gönderilmelerine tepki gösterdi. Ağırel’in 13 yaşındaki kızına yönelik tehdit iddialarına dikkat çeken Taşçı, “Çünkü Murat içeride… Ama onu, en alçakça, en hayasızca, en ahlaksızca, canice fiillerle ve kızı üzerinden, 13 yaşındaki evladı üzerinden tehdit edenler dışarıda!” dedi. Selcan Taşçı, bu tablonun toplumda adalet duygusunu zedelediğini savunarak, gazetecilerin ortaya çıkardıkları iddialar ve haberleri nedeniyle baskıyla karşılaşırken kendilerine yöneltilen tehditlerin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“HEPİMİZİ BİRDEN HAPSEDEBİLECEKLERİ KADAR BÜYÜK DEĞİL!”
Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan sorunlara karşı mücadele kararlılığını yineleyen Milletvekili Taşçı, gazetecilerin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. Gazetecilerin birbirlerine sahip çıkamadığı bir ortamın oluşmasının, mücadelenin en dramatik yanlarından biri olduğunu belirten Taşçı, buna rağmen direnişin süreceğini ifade etti. “Türkiye, evet, son çeyrek asırda çok büyük, devasa bir hapishaneye dönüştürüldü ama hepimizi birden hapsedebilecekleri kadar büyük değil!” diyen Taşçı, cesaretin korkuyu yenebileceğini ve susmayanların başkalarına da cesaret verebileceğini dile getirdi.
Konuşmasını gazetecilere ve kamuoyuna çağrıda bulunarak tamamlayan İYİ Partili Milletvekili, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki meselesi olmadığını, doğrudan halkın haber alma hakkıyla ilgili olduğunu vurguladı. Taşçı, “Sansüre hayır! Habere özgürlük!” çağrısında bulunarak vatandaşları, gazetecileri haklı mücadelelerinde ve yarın gerçekleştirecekleri eylemlerde yalnız bırakmamaya davet etti. Taşçı, bu çağrısını “Çünkü korumaya çalıştıkları senin de hakkın, senin de haber alma hakkın aslında!” sözleriyle dile getirdi.



