İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşçı, sınavlarda yaşanan usulsüzlükler, liyakat tartışmaları ve fırsat eşitsizliği üzerine yaptığı konuşmada iktidara sert sözlerle yüklendi. Konuşmasına zalim bir vezirin halka ait emekle yaptırdığı sarayı anlatan bir masalla başlayan Taşçı, “Günlerdir altında ezildiğiniz tam da bu!” diyerek yaşananların yalnızca sınav güvenliği meselesi olmadığını vurguladı. İYİ Partili Taşçı, “Hukukumuzda suç, inancımızda vebaldir. Ama bir de ihanettir; fırsat eşitliğine dayanan Cumhuriyet projesine kast etmektir!” ifadeleriyle liyakat ve adalet tartışmalarının devletin bütün mekanizmalarını ilgilendirdiğine dikkat çekti.
“Büyüklere Masallar Anlatmamız İsteniyorsa, Bir Varmış Bir Yokmuş…”
Milletvekili Selcan Taşçı, sınav sisteminde yaşanan sorunları, kamuya girişte liyakat ilkesinin zedelenmesini ve ülkedeki gelir adaletsizliğinin altını çizdi. Konuşmasına, “Manzarai umumiyeden öyle anlıyorum ki, büyüklere masallar anlatmamız isteniyor” sözleriyle başlayan Taşçı, kürsüde anlattığı masalla iktidarın yönetim anlayışını ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
Halkın alın teriyle kurduğu ocaklardan çalınan taş ve tuğlalarla kendisine görkemli bir saray yaptıran zalim vezirin hikâyesini anlatan Milletvekili Taşçı, sarayının ihtişamıyla övünen vezirin bir bilgeye danıştığını söyledi. Bilgenin, sarayın temellerinde binlerce insanın ahı ve çalınan emeğinin bulunduğunu hatırlattığını aktaran Taşçı, şu ifadeleri kullandı:
“Dışarıdan bakınca çok yüksek, ihtişamlı bir sarayın var! Fakat temeline baktığımda altında binlerce insanın ahını ve çalınan emeğini görüyorum. Bunu sakın unutma; haram tuğlayla örülen duvarlar, ilk adalet rüzgârında sahibinin üzerine yıkılırlar.”
Hikâyedeki sarayı, bugün yaşananların sembolü olarak gösteren Selcan Taşçı, sözlerini “Altında kaldığınız şey arkadaşlar… Günlerdir altında ezildiğiniz tam da bu!” diyerek sürdürdü.
“Bu Düzenin Temelinde Ah, Emek Gaspı Ve Kul Hakkı Var”
İYİ Partili Taşçı, anlattığı masalın yalnızca bir hikâye olmadığını, Türkiye’deki siyasi ve kurumsal düzeni tarif ettiğini belirterek iktidarın yönetim anlayışını sert ifadelerle eleştirdi. AK Parti’nin bir “parti devleti” olarak inşa ettiğini savunduğu yeni düzeni zalim vezirin ihtişamlı sarayına benzeten Selcan Taşçı, bu yapının temelinde ah, emek gaspı ve kul hakkı bulunduğunu söyledi. Sınavlarda yaşanan tartışmaların tek başına değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Taşçı, kamu yönetiminde liyakat, ekonomik düzende adalet ve devlet kurumlarında güvenilirlik meselelerinin birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Taşçı, asıl sorunun, yalnızca bir sınavın hatalı yapılması ya da bir sonucun iptal edilmesi değil; vatandaşın emeğinin karşılığını alabileceğine ve hak ettiği yere gelebileceğine ilişkin inancının zedelenmesi olduğunu söyledi.
“Mesele Sadece Sınavlar Değil, Cumhuriyet’in Fırsat Eşitliği İlkesidir”
ÖSYM sınavları üzerinden yürütülen tartışmaları değerlendiren Milletvekili Selcan Taşçı, yaşananları en masum ifadeyle iş bilmezlik, daha ağır ihtimaller bakımından ise işini bilirlik ve hırsızlık tartışmaları üzerinden ele aldı. Ancak konunun bundan çok daha büyük bir meseleye işaret ettiğini belirten Taşçı, sınav güvenliğinin Cumhuriyet’in temel ilkelerinden biri olan fırsat eşitliğinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
Selcan Taşçı, birkaç saat sonra Meclis gündeminde ele alınacağını belirttiği Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu tartışmasıyla da bu meselenin birbirinden bağımsız olmadığını dile getirdi. Gelir dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çeken Milletvekili, Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 41’inin en zengin yüzde 1’lik kesimin elinde bulunduğuna ilişkin veriyi gündeme getirdi. Bu tabloyu, ülkedeki fırsat eşitsizliğinin boyutlarını gösteren önemli bir unsur olarak değerlendirdi.
Milletvekili Taşçı’nın eleştirisinin odağında, bir yanda emeğiyle yükselmeye çalışan milyonlarca vatandaş, diğer yanda ise ekonomik ve kurumsal imkânlara erişimde avantajlı konumda bulunan kesimler arasındaki uçurum yer aldı.
“Gençler Sınavda Kazanıyor, Mülakat Odalarında Gelecekleri Budanıyor”
Kamuya alımlarda mülakat uygulamasına da değinen Selcan Taşçı, sınavlarda başarı gösteren gençlerin hak ettikleri görevlere ulaşma sürecinde karşılaştıkları engelleri eleştirdi. “Velev ki bütün bu sınavlar en hakkaniyetli şekilde yapılmış olsun” diyen Taşçı, gençlerin sınavlarda derece elde etmelerinin tek başına yeterli olmadığını, mülakat süreçlerinde yaşanabilecek adaletsizliklerin başarıyı anlamsızlaştırabileceğini vurguladı.
Milletvekili Taşçı, “Sınavlarda derece yapmış gençlerin mülakat odalarında gelecek kasaplarınca budanıyor olmasından ayrı değil!” sözleriyle liyakat ilkesinin yalnızca sınav aşamasında değil, kamuya girişin bütün aşamalarında korunması gerektiğini ifade etti.
“2002’den Bu Yana Sınavlarda Sızdırma, Yanlışlık Ve İptal Tartışmaları…”
Konuşmasında 2002’den bu yana yaşanan sınav tartışmalarına geniş yer ayıran Selcan Taşçı; üniversite sınavlarının yanı sıra KPSS, ALES, YDS, TUS, DUS, DGS ile hâkimlik ve savcılık sınavlarını sıraladı. Bu sınavlarda zaman zaman gündeme gelen sızdırma, yanlışlık ve iptal tartışmalarına işaret eden Taşçı, sınav sonuçlarının olağan seyrinden çıkarılmasının yalnızca adayları değil, toplumun tamamını etkileyen sonuçlar doğurabileceğini söyledi. İYİ Partili Milletvekili Selcan Taşçı, bir sınavda yaşanan usulsüzlük iddiasının, yalnızca o sınava giren kişilerin mağduriyetiyle sınırlı kalmadığını, hak eden bir kişinin elenmesi ve hak etmeyen bir kişinin onun önüne geçmesi, ilgili kurumun işleyişinden devletin bütününe uzanan bir güven sorununu beraberinde getirdiğinin altını çizdi. Vekil Taşçı, son çeyrek asırda yaşanan sınav tartışmalarının gençlerin sisteme hak ettikleri yerden ve hak ettikleri şekilde dâhil olabilmelerine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğunu dile getirdi.
“Hak Etmeyen Biri Hak Edenin Önüne Geçerse Devletin Bütünü Zarar Görür”
Selcan Taşçı, liyakatsizliğin sonuçlarının yalnızca kamu personeli alımlarıyla sınırlı kalmadığını, devletin bütün kurumlarının işleyişini etkileyebileceğini vurguladı. Hak etmeyen bir kişinin hak edenin önüne geçerek sisteme dâhil olmasının, göreve ve kuruma göre farklı sonuçlar doğuracağını belirten Milletvekili, eğitimden sağlığa, yargıdan ekonomiye kadar geniş bir alana dikkat çekti.
Taşçı, öğretmenlik görevine liyakatsiz bir kişinin gelmesi durumunda eğitim sisteminin, doktorluk görevinde yetersizliğin sağlık sisteminin, hâkimlik ve savcılık görevlerinde liyakat sorununun ise adalet sisteminin zarar göreceğini ifade etti. Konuşmasında sermaye piyasası uzmanlarından bilişimcilere, ekonomistlerden maliyecilere kadar farklı meslek gruplarını da örnek gösteren Selcan Taşçı, görevini gereği gibi yapamayan ya da gerekli yeterliliğe sahip olmayan kişilerin kritik pozisyonlara gelmesinin ülke açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Bu noktada meselenin yalnızca bireysel başarısızlık olarak görülemeyeceğini vurgulayan Milletvekili, devletin insan kaynağını seçme ve yerleştirme mekanizmalarının taşıdığı hayati öneme işaret etti.
“Hukukumuzda Suç, İnancımızda Vebaldir; Ama Bir De İhanettir!”
Taşçı, sınavlarda ve kamuya alımlarda adaletin sağlanmasının yalnızca mevzuatla sınırlı bir sorumluluk olmadığını ifade etti. “Hukukumuzda suç; inancımızda vebaldir!” diyen Taşçı, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:“Ama bir de arkadaşlar; ihanettir; ‘fırsat eşitliği’ne dayanan Cumhuriyet projesine kast etmektir!”
Taşçı, Cumhuriyet’in her vatandaşın emeğiyle yükselmesine, yeteneği ve başarısı ölçüsünde ilerlemesine imkân tanıyan bir düzen kurma iddiasını hatırlattı. Bu anlayışa göre fırsat eşitliğinin zedelenmesi, yalnızca belirli adayların hak kaybına uğraması anlamına gelmiyor; aynı zamanda devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin de yara alması sonucunu doğuruyor diyerek konuşmasına son verdi.



