Reklam
Reklam
KÖŞE YAZILARI

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ASIL AMACI

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ASIL AMACI

Bir çocuğun dünyasına baktığınızda, aslında hayatın en saf hâlini görürsünüz. Her şey onlar için yeni, her şey keşfedilmeyi bekleyen bir sırdır. Bir taşın şekli, yağmurun sesi, toprağın kokusu, gökyüzünde süzülen bir kuş… Çocuk için hayat, bitmeyen bir sorular ve keşifler dünyasıdır.
Belki de okul öncesi eğitimin en büyük görevi, işte bu dünyayı değiştirmek değil; çocuğun içindeki merakı, heyecanı ve öğrenme tutkusunu korumaktır.
Çünkü eğitim yalnızca çocuğa bilgi vermek değildir.
Eğitim, çocuğun doğuştan getirdiği merakı beslemek, soru sormasına izin vermek, hata yapmaktan korkmamasını sağlamak ve dünyayı kendi gözleriyle keşfetmesine fırsat tanımaktır.
ÇOCUK ÖNCE MERAK EDER, SONRA ÖĞRENİR
Bir çocuğun “Neden?” diye sorması, aslında eğitimin başladığı yerdir.
“Bu neden böyle?”
“Gökyüzü neden mavi?”
“Yağmur nereden geliyor?”
“Kar neden beyaz?”
“Ben bunu yapabilir miyim?”
Bu sorular bazen yetişkinlere küçük ve önemsiz gelebilir. Oysa çocuğun dünyasında her soru, yeni bir kapının anahtarıdır.
Biz o kapıları kapatırsak çocuk yalnızca cevapları ezberlemeyi öğrenir. Oysa kapıları açık bırakırsak çocuk düşünmeyi, araştırmayı, sorgulamayı ve keşfetmeyi öğrenir.
İşte gerçek eğitim biraz da budur.
EĞİTİM, EZBER DEĞİL KEŞİF OLMALIDIR
Bugün çocuklarımızın ne kadar çok şey öğrendiğini konuşuyoruz. Kaç harf biliyor, kaç sayabiliyor, ne kadar erken okuma yazmaya başladı…
Fakat belki de sormamız gereken daha önemli bir soru var:
Çocuk hâlâ öğrenmekten keyif alıyor mu?
Çünkü bilgi unutulabilir. Bir tarih, bir sayı, bir kelime zamanla hafızadan silinebilir. Ancak öğrenme merakı bir çocuğun hayatına yerleşirse, o çocuk hayatı boyunca kendisini geliştirmeye devam eder.
Bu nedenle okul öncesi eğitim, çocuğu yarışa hazırlayan bir süreç olmaktan çok, hayata hazırlayan bir yolculuk olmalıdır.
Çocuk oyun oynarken öğrenmeli, arkadaşlarıyla paylaşmayı deneyimlerken büyümeli, hata yaptığında yeniden denemeyi öğrenmelidir.
Çünkü oyun yalnızca eğlence değildir.
Çocuk için oyun; hayatı tanımanın, ilişkileri anlamanın, sorun çözmenin ve kendisini ifade etmenin en doğal yoludur.
BIRAKIN ÇOCUKLAR SORSUN
Bazen yetişkinler olarak çocukların çok soru sormasından yoruluruz.
“Sonra anlatırım.”
“Şimdi bunun sırası değil.”
“Çok soru sorma.”
Oysa çocukların soruları azaldığında değil, çoğaldığında sevinmeliyiz.
Çünkü soru soran çocuk, düşünen çocuktur.
Merak eden çocuk, öğrenmeye hazırdır.
Keşfetmek isteyen çocuk ise kendi yolunu bulmaya başlamıştır.
Bizim görevimiz onların yerine düşünmek değil; düşünebilmeleri için onlara alan açmaktır.
ÖĞRETMENİN EN BÜYÜK GÖREVİ
Okul öncesi öğretmeni yalnızca bilgi aktaran kişi değildir.
O, çocuğun dünyasına dokunan, onun kendisini değerli hissetmesini sağlayan, merakını destekleyen ve “Ben yapabilirim” duygusunu büyüten kişidir.
Bir öğretmenin söylediği tek bir cümle, bir çocuğun hayatında yıllarca yaşayabilir.
“Sen yapamazsın” demek çocuğun önüne duvar örerken, “Bir daha deneyelim” demek ona yeni bir yol gösterebilir.
İşte bu yüzden eğitimde yalnızca ne öğrettiğimiz değil, çocuğa kendisini nasıl hissettirdiğimiz de önemlidir.
ÇOCUĞUN ELİNDEN ÇOCUKLUĞUNU ALMAYALIM
Çocukların geleceğini düşünürken onların bugününü unutmamalıyız.
Onları sürekli başarıya, sınava, yarışa ve performansa hazırlarken çocukluğun en güzel tarafını ellerinden almamalıyız.
Çünkü çocukluk tekrar yaşanmıyor.
Bir çocuğun çamura basması, boyaları birbirine karıştırması, bir taşı saatlerce incelemesi, gökyüzüne bakıp hayaller kurması zaman kaybı değildir.
Bunların her biri öğrenmenin başka bir biçimidir.
Çocuğun eline yalnızca kitap değil, merakını kullanabileceği bir dünya vermeliyiz.
ASLINDA EĞİTİM BİR YAŞAM FELSEFESİDİR
Eğitim, dört duvar arasında başlayıp biten bir süreç değildir.
Bir annenin çocuğunun sorusuna sabırla cevap vermesi de eğitimdir.
Bir babanın çocuğuyla birlikte kitap okuması da…
Bir öğretmenin hata yapan çocuğa yeniden deneme cesareti vermesi de…
Bir çocuğun arkadaşına yardım etmeyi öğrenmesi de…
Çünkü eğitim, insanın hayata nasıl bakacağını öğrenmesidir.
Ve okul öncesi dönem, bu bakışın temellerinin atıldığı en önemli zamanlardan biridir.
MERAKINI KAYBETMEYEN ÇOCUK, GELECEĞE UMUTTUR
Belki de okul öncesi eğitimin asıl amacı, çocuğa dünyadaki bütün cevapları öğretmek değildir.
Asıl amaç, hayatı boyunca soru sormaya devam edecek bir insan yetiştirmektir.
Merak eden…
Araştıran…
Sorgulayan…
Düşünen…
Yanıldığında yeniden deneyen…
Ve en önemlisi, öğrenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyen bir insan.
Çünkü çocuklara bırakabileceğimiz en değerli miras, ezberlenmiş bilgiler değil; öğrenme sevgisidir.
Bir çocuğun gözlerindeki merak kaybolmasın.
Soruları susturulmasın.
Hayalleri küçümsenmesin.
Çünkü bugün merak eden o küçük çocuklar, yarının dünyasını kuracak.
Ve belki de gerçek eğitim, tam olarak burada başlıyor:
Çocuğa dünyayı anlatmakla değil, onun dünyayı merak etmesini sağlamakla…
Derya GİRGİN

Reklam
Reklam

Tekirdağ Yerel Gazeteler

Tekirdağ gazeteleri alınamadı.