Bazen insan, çıkış yolu olmadığı için sıkışıp kalmaz. Asıl mesele, önünde başka yollar olduğunu göremeyecek kadar uzun süre aynı yöne bakmasıdır.
Hayatımızda da, ülkemizde de aynı durumla karşılaşırız. Yıllardır çözülemeyen sorunların karşısında aynı cümleleri kurar, aynı tartışmaların içinde kalır, sonra da değişimin neden gelmediğini sorarız.
Oysa değişim, önce bakış açısını değiştirmekle başlar.
Bugün vatandaş geçim derdinde, genç gelecek kaygısında, emekli ay sonunu düşünürken; çiftçi ürettiğinin, esnaf emeğinin karşılığını arıyor. Böyle bir tabloda siyasetin görevi yalnızca birbirine cevap yetiştirmek değil, insanın hayatına dokunan gerçek çözümler üretmektir.
Siyaset; kürsülerde söylenen sözlerden ibaret değildir. Siyaset, mutfaktaki tencere, öğrencinin eğitimi, gencin hayali, emeklinin huzuru, çiftçinin tarlasıdır.
Bu yüzden artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Gerçekten çıkış yolu yok mu, yoksa biz hep aynı yöne bakmaktan başka yolları göremiyor muyuz?”
Bir toplumun geleceği, “Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışıyla kurulamaz. Demokrasi de tam burada anlam kazanır. Farklı düşünceleri düşmanlaştırmadan konuşabilmek, eleştirebilmek ve gerektiğinde değiştirebilmek…
Çünkü mesele kimin kazandığından çok, bu ülkenin insanının nasıl yaşayacağıdır.
Bazen yeni bir yol bulmak için büyük adımlar atmak gerekmez. Sadece başımızı çevirmek, geçmişin gölgesinden çıkmak ve geleceğe bakmak yeterlidir.
Belki de ihtiyacımız olan yeni bir slogan değil, yeni bir bakış açısıdır.
Çünkü her sıkışmışlık çaresizlik değildir.
Bazen sadece yön değiştirme vaktidir.
Hasan GİRGİN



