CHP’li Öztrak ve CHP’li Akay en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çıkartılmasını ve emekli aylığının haczedilemezliği ilkesini güçlendiren düzenlemeleri içeren bir kanun teklifi verdi.
Ortalama emekli aylığının 2019’da en düşük emekli aylığının iki katı iken şu an ise sadece yüzde 16 üzerinde olduğunu ifade eden Öztrak, “Emekçinin kazancı asgari ücrete hapsolurken, emeklinin aylığı da en düşük aylıkta eşitleniyor. Saray milleti önce bölüyor, sonra vasatın altında birleştiriyor” dedi.
Emeklilerini desteklemek için, İsviçre ve İtalya gibi ülkelerin “13. maaş” uygulaması yaptığını, Portekiz’de ise yılda iki kez ek ödeme yapıldığını hatırlatan Öztrak, “Ülkemizde dosya sayısı üzerinden bakarsak, vazife malulleri ve iş göremezlik geliri alanlar dahil 16 milyon emekli vatandaşımız var. Bu yurttaşlarımıza, yılda bir defa 20 bin liralık ek ödemenin maliyeti 300 milyar lira kadardır. Bütçeden sadece bu yılın ilk 5 ayında; faiz lobilerine 1,3 trilyon lira verebiliyorsak, kamunun bina, taşıt kiraları ve müşavirlik hizmetlerine 70 milyar lira, Saray’ın ‘Bir kuruş vermiyoruz’ dediği KÖİ garantilerine 50 milyar lira ödeyebiliyorsak, emeklimizi rahatlatacak bu adımları da rahatça atabiliriz. Hep söylüyoruz: Bütçe her şeyden önce bir tercih meselesidir” diye konuştu.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak ve Karabük Milletvekili Cevdet Akay en düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesi ve emekli aylıklarının haczedilmezliği ilkesini güçlendiren yasa teklifi hakkında TBMM’de bir basın toplantısı düzenledi.
CHP’li Öztrak toplantıda şunları söyledi:
UCUBE REJİM ZORBALAR REJİMİNE DÖNÜŞÜYOR
Ülkemizde yönetime gerçekleri çarpıtan, paralel bir algı dünyasında kriz ve kaos çıkararak yönetmeye çalışan, korkutarak vatandaşın cebinden aldığını, yandaşlarına ve çıkar ağlarına aktaran bir anlayış hâkim oluyor. “Ucube başkanlık rejimi” giderek, “Zorbalar Rejimine” dönüşüyor. Bu rejim gerçeğe düşman… Vatandaşın halini görmüyor, sesini duymuyor. TÜİK’in açıkladığı gerçeği yansıtmayan enflasyon rakamları ile emekçinin, emeklinin, memurun gelirlerine adeta çökülüyor. Tarımda düşük taban fiyatlarıyla çiftçinin alın teri gasp ediliyor. Tabelaya büyüme yazılırken, insanlar işini gücünü kaybediyor. TÜİK’e göre işsiz sayısı 3 milyonun altında. Ama iş bulma umudunu yitirenler ile saatlik, güvencesiz işlerden ekmeğini çıkaranlar dahil edildiğinde, gerçek işsiz sayısı 13 milyon kişi! Bu, dünyadaki 119 ülkenin nüfusundan fazla! Ülkemizin umudu olması gereken, taşı sıksa suyunu çıkaracak her 100 gençten 28’i ne çalışıyor ne okuyor. “Ev genci” olmuş, anasının babasının eline bakıyor. Artık çalışarak ev almayı geçtik, bir araba almak bile hayal oldu. Yeni nesiller, ailelerinden daha kötü şartlarda yaşayacaklarını düşünüyor.
BU REJİM GENÇLERİN UMUDUNU ÇALIYOR
Zorbalaşan rejimde kurumsal kapasite çöküyor, devlet yönetimi yap boza dönüyor, ceberrutlaşıyor. Cumhurbaşkanı kararıyla kapatılan üniversite tepkiler üzerine 3 gün sonra yeniden açılıyor. “Haksız fiyat artışını önleyeceğiz” denerek tavuk üreticisi firmalara el konuyor, tepkiler büyüyünce alelacele karardan dönülüyor. Şirketler, kesinleşmiş yargı kararı olmadan TMSF’ye devrediliyor. Hükümet, fonlar aracılığıyla, borsaya şeffaf olmayan müdahale olduğu gerekçesiyle uluslararası kuruluşlarca uyarılıyor. Saray, kazanamadığı belediyeleri ya partisine transfer ediyor, o olmazsa fırsatını bulduğunda üst üste soruşturmalar ve davalarla itibarsızlaştırıyor. Haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkanlar sindirilmeye çalışılıyor. “Akbelen ormanı tarumar edilmesin” diyen genç kadın hapse atılıyor. “Eğitimde kölelik düzenine hayır” diyen eğitimciler, hakkını arayan maden işçileri sokaklarda gazlanıyor, coplanıyor. Yaşlı başlı insanlar, NATO zirvesi öncesi protesto gerekçesiyle gözaltına alınıyor. Gazeteciler ipe sapa gelmez iddialarla aylarca hapis yatıyor. Afgan yazar Halit Hüseyni: “Yalnızca bir günah vardır, o da hırsızlıktır. Bir adamı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalarsın… Bir kadından kocasını, bir çocuktan babasını çalmış olursun. Yalan söylediğinde gerçeği, hile yaptığında doğruluğu çalarsın” diyor. Bu rejim, milletin cebinden parasını almakla kalmıyor, gençlerimizin geleceğe inancını ve umutlarını çalıyor.
NÜFUS YAŞLANIYOR, EMEKLİ FERYAT EDİYOR
Gençler aile kuramıyorlar. Doğurganlık hızı, nüfusun yenilenme seviyesinin altına geriliyor. Çocuk yaştaki evlatlarımız ya uyuşturucu tuzağına ya suç örgütlerinin eline düşüyor ya da başka ülkelere gitme planları yapıyor. Nüfusumuz giderek yaşlanıyor. Son 10 yılda 65 yaş üstü nüfusun payı %8’den %11’in üzerine çıktı. Demografik fırsat penceremiz kapanırken, kötü yönetilen emeklilik sistemi, ciddi bir sorun haline geliyor. Anayasamızın 60 ve 61. maddeleri devlete “yaşlıları koruma” ve “gerekli hak, yardım ve kolaylıkları sağlama” görevini veriyor. Buna karşın, açlık sınırının 35 bin lirayı geçtiği ülkemizde, asgari ücret 28 bin lira, en düşük emekli aylığı 20 bin lira. Bugün emekli pazardan akşam saati çer çöp ayıklayarak, Ulus’ta ucuz otel odalarına sığınarak hayatta kalmaya çalışıyor. Ülkemizde her 3 emekliden biri, en düşük emekli aylığına mahkûm edilmiş. Kalanların büyük kısmı da 20 bin ile 25 bin lira arasına sıkışmış… Emeklilerimiz, “Aldığımız aylık gıdaya yetmiyor, kiraya yetmiyor. Faturayı bile denkleştiremiyoruz. Dişimizi sıkmaktan ağzımızda diş kalmadı ama dişimizi yaptırmaya bile gücümüz yok” diye feryat ediyor.
SARAY MİLLETİ BÖLÜYOR, VASATIN ALTINDA BİRLEŞTİRİYOR
Ortalama emekli aylığı 2019 başında en düşük emekli aylığının iki katıydı. Şu an en düşük aylığın sadece %16 üzerinde! Emekçinin kazancı asgari ücrete hapsolurken, emeklinin aylığı da en düşük aylıkta eşitleniyor. Saray milleti önce bölüyor, sonra vasatın altında birleştiriyor! Bundan 6 yıl önce, kayıtlı çalışan emekli sayısı 750 bin kişi civarındaydı. Bugün üçe katlanarak 2,2 milyon kişiye ulaştı. Sendika verilerine göre, kayıtsız çalışan ve iş arayanlarla birlikte her 10 emekliden 6’sı geçinmek için çalışmak zorunda. Sadece geçtiğimiz yıl, 65 yaşın üstünde 126 emekçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Emeklinin durumunu gösteren Küresel Emeklilik Endeksi’nde Türkiye, 52 ülke arasında maalesef sondan dördüncü!
HÜKÜMET 5510 SAYILI YASAYLA EMEKLİ AYLIĞI HESABININ İKİ BACAĞINI DA KIRDI
Emeklilerin geçinemez hale gelmesinde, hükümetin 2008 yılında çıkardığı 5510 sayılı yasanın büyük payı var. Eskiden aylık kazanç güncellemesinde enflasyonun yanında, milli gelir artışı tam olarak yansıtılıyordu. Yasayla, milli gelir artışının katkısı %100’den %30’a düşürüldü. Hesabın bir bacağı kırıldı. Aylık bağlama oranı 25 yıl kesintisiz çalışan bir emekçi için 1999 öncesi %76’ya kadar çıkarken, 99 sonrasında önce %65’e; 2008’den sonra da %50’ye indirildi. Hesabın ikinci bacağı da böyle kırıldı. Emekli aylığı kuşa döndü. Bir de dönem içinde, yüksek enflasyon nedeniyle yaşanan değer kaybı var. Altışar aylık enflasyon farkı bunu telafi edemiyor. Örneğin; bu yılın başında 20 bin lira alan bir emekli, enflasyon zammını tam alsa bile, altı ay boyunca toplam 14 bin 370 lira kaybetmiş oluyor.
EMEKLİSİNİ DÜŞÜNEN ÜLKELER “13. MAAŞ” UYGULUYOR, BİZ DE YAPABİLİRİZ
Emeklilerini desteklemek için, İsviçre ve İtalya gibi ülkeler “13. maaş” uyguluyor. Portekiz yılda iki kez ek ödeme yapıyor. Daha önce emeklilerimiz partimizin zorlamasıyla, yılda iki bayram ikramiyesine kavuşmuştu. Ancak hükümet bunu enflasyona ezdirerek pul etti. Ülkemizde dosya sayısı üzerinden bakarsak, vazife malulleri ve iş göremezlik geliri alanlar dahil 16 milyon emekli vatandaşımız var. Bu yurttaşlarımıza, yılda bir defa 20 bin liralık ek ödemenin maliyeti 300 milyar lira kadardır. Bütçeden sadece bu yılın ilk 5 ayında; faiz lobilerine 1,3 trilyon lira verebiliyorsak, kamunun bina, taşıt kiraları ve müşavirlik hizmetlerine 70 milyar lira, Saray’ın “bir kuruş vermiyoruz” dediği KÖİ garantilerine 50 milyar lira ödeyebiliyorsak, emeklimizi rahatlatacak bu adımları da rahatça atabiliriz. Nitekim, emekli aylıklarına bütçeden ayrılan payın milli gelire oranı OECD ülkelerinde ortalama %8,1 iken, Türkiye’de %6,1’dir. Hep söylüyoruz: “Bütçe her şeyden önce bir tercih meselesidir.”
YENİ BİR EMEKLİLİK SİSTEMİNE İHTİYAÇ VAR AMA BU ADIMLAR HIZLA ATILMALI
Çalışılan süre arttıkça aylık bağlama oranının artmasını, emekli aylıklarına büyüme kaynaklı refah payının eklenmesini öngören, çalışılan süre ve ödenen prim itibariyle adaleti sağlayan, yeni bir emeklilik sistemi şarttır. Bizim bu konulardaki sözümüz bakidir. Ama bunlar yapılana kadar, emeklimizi rahatlatacak adımlar da atılmalıdır. En düşük emekli aylığı, derhal asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Diğer yandan, bildiğiniz gibi emekli aylıkları kural olarak haczedilemez. Ancak uygulamada özellikle bankalar, bu yasağın arkasını dolanabiliyor. Yine sigorta prim borçları nedeniyle de emekli maaşları haczedilebiliyor. Bu konuda emeklilerimizden çok sık şikâyet alıyoruz. Bu çerçevede, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da önerisiyle en düşük emekli aylığını asgari ücret seviyesine çeken, emekli aylıklarının haczedilemezliği ilkesini güçlendiren bir kanun teklifini bugün TBMM’ye sunuyoruz.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay ise emekliler, emekçiler ve dar gelirlilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekerek, hazırladıkları 7 maddelik yeni kanun teklifi hakkında şunları söyledi:
AKAY: EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞININ ASGARİ ÜCRET SEVİYESİNE ÇEKİLMESİNİ ÖNERİYORUZ
En düşük emekli aylığının net asgari ücret seviyesine çekilmesini biz öneriyoruz. Şu an 28 bin 75 lira olan tutarın çok yetersiz olduğunu ve ara zamla, asgari ücrete yapılacak ara zamla 39 bin demiştik biliyorsunuz daha önce, ama yıl başından bu yana 6 aylık enflasyon oranı göz önünde bulundurulduğunda ki yaklaşık yüzde 18 resmi enflasyon oranı açıklanacak. Asgari ücrette 5 bin liralık bir erimeyi de göz önünde bulundurursak net asgari ücretin 44-45 bin lira seviyesinde olmasını ve en düşük emekli aylığının da otomatiğe bağlanarak net asgari ücret seviyesine çekilmesini bu teklifte öneriyoruz.
EMEKLİ MAAŞININ YATTIĞI HESAPLAR HACZEDİLEMEYECEK
Sunacakları kanun teklifinin emekli maaşlarına yönelik haciz uygulamalarını da tamamen ortadan kaldıracağını ifade eden Akay, “Bankalarla imzalanan kredi mukavelelerinde, kullanılan kredilerde, bireysel kredilerde veya kredi kartlarında ‘muvafakatname’ adı altında imzalar alınmış vatandaşlardan, emeklilerden, maaşlarının haczedilmesinin önü açılıyor. İcra daireleri, bankadan yazı gittiği zaman bu emekli maaşını haczedebiliyor. Bu kanun teklifimizde bu durumu da ortadan kaldıracağız. Her ne olursa olsun emekli maaşlarının yattığı hesaplar haczedilemeyecek” diye konuştu.
BU KANUN TEKLİFİNİ KİMSENİN REDDETME HAKKI YOK
Hazırlanan kanun teklifinin İcra ve İflas Kanunu, 5510 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun’da değişiklik öngören 7 maddeden oluştuğunu belirten Akay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu kanun teklifinde biz neyi amaçladık? Bir, bir kere en düşük emekli aylığının net asgari ücret seviyesine çekilmesini kanuna bağlıyoruz. Bir de emekli maaşlarının haczedilmemesini daha böyle somut kanun teklifiyle netleştiriyoruz. Emekli, dar gelirli zor durumda. Bizim bir sürü vatandaştan yana olan önergelerimiz, kanun tekliflerimiz hem komisyonlarda hem genel kurulda reddediliyor. Ama bu kanun teklifini kimsenin reddetme hakkı yok. Tüm milletvekillerinin bunun arkasında durması gerekir; iktidar partisi ve muhalefet partisi milletvekilleriyle. Çünkü zaten ara zam almayan ve zor geçinen emeklilerimizin hiç olmazsa bu şekilde biraz güvence altına alınmasını sağlayacağız.”

GÜNDEM
5 gün önceGÜNDEM
6 gün önceERGENE
20 gün önceGÜNDEM
21 gün önceERGENE
23 gün önceSİYASET
01 Temmuz 2026SON DAKİKA
01 Temmuz 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.