
Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle, “Millet kadınlardan ve erkeklerden meydana gelir… Toplumun bir yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmının göklere yükselebilmesi mümkün değildir.”
Toplumun yarısını oluşturan kadınlar eğitime, üretime, iş hayatına, sosyal hayata ve siyasete eşit şartlarda katılmadan bir ülke, bir millet refaha kavuşamaz. Buna karşın ülkemizde kadınlar, bu alanların hiçbirinde hak ettikleri konumda bulunmamaktadır.
Halen 25 yaş üzeri her 100 kadından 13’ü herhangi bir eğitim düzeyini tamamlamamıştır. Bu, erkeklerdeki oranın 3 katıdır. Aynı yaş grubunda, kadınlarda okuryazar olmayan nüfus oranı ise yüzde 5,7 ile erkeklerin 6 katından fazladır.
Eğitimdeki bu eşitsiz tablo çalışma hayatında da devam etmektedir. 2023’ün son üç ayı itibariyle çalışma çağındaki kadınlarda “işgücüne katılım oranı” erkeklerin yarısı kadar iken; “istihdam oranı” erkeklerin yarısının da altındadır. Ülkemizde çalışma çağındaki 33 milyon kadının 21 milyonu işgücüne dahil olamamakta, üretime katkı sağlayamamaktadır. Çalışma imkanı bulanlar ise erkeklerin aldığı paranın çok daha azına çalışabilmektedir.
Siyasette ve devlet kademelerinde yer alan kadınların sayılarına bakıldığında, bu alanlarda da kadınlar hak ettikleri yerden çok uzakta görünmektedir.
Dünya Ekonomik Forumu’nun kadınların ülkelerde ekonomik hayata katılımını, eğitimde, siyasette ve iş hayatında eşit fırsatlara sahip olup olmadığını, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanıp yararlanmadığını ölçtüğü “Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi’nde” ülkemiz, son bir yılda beş sıra daha gerileyerek 146 ülke içerisinde 129. sıraya kadar düşmüştür. Kadınlara hayatın her alanında eşit şartları tanımayı şiar edinen Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye, cinsiyet eşitsizliği sıralamasında Nijerya, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerle aynı sıralarda yer almaktadır.
Diğer taraftan kadına yönelik şiddet kanayan bir yara olmaya devam etmektedir. Sivil Toplum Kuruluşlarının verilerine göre sadece bu yılın ilk 2 ayında 67 kadın cinayeti işlenmiş, 38 kadın şüpheli şekilde hayata veda etmiştir. Son 16 yılda hayatı sonlandırılan kadınların sayısı ise 4 bin 500’e dayanmaktadır.
Kadınların eğitiminden iş hayatındaki konumuna, kadına yönelik şiddetin önlenmesinden siyasette kadın temsilinin arttırılmasına kadar pek çok alanda adımların çok hızlı atılması şarttır. Ancak bu sayede, Cumhuriyetimizin kuruluşunda en müstesna yerde görülen Türk kadını, hak ettiği konuma ulaşabilir.
Bu düşüncelerle başta Tekirdağlı hemşerilerim olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum.
KAYNAK: Hasan GİRGİN



