Reklam
Reklam

Tekirdağ’da estetikte yeni bir boyut: DENİZ KAYATÜRK

Ev hanımlığından protez tırnak yapımına geçen bir hikaye. Deniz Kayatürk ile, 38 yaşında, kendini bulma ve meslek sahibi oluş hikayesini konuştuk.

Deniz Kayatürk, bu mesleği yapmaya karar vermesini; “Ev hanımıydım. Bir gün oturuyordum ve sosyal medyada gezinirken bu tırnakların çok keşfedildiğini, rağbet gördüğünü fark ettim. Dedim ki neden bende yapmıyorum. Zaten el işlerinde de gayet başarılıyım, bir masa yapmak onu boyamak gibi hobilerim vardı. Kendi dekorlarımı yapmayı çok severim. Dükkanımda da her bir dekoru kendim yaptım.” sözleriyle ifade etti.

“ATİYE HOCAM, HAYATIMA İYİKİ DOKUNDU”

 Kayatürk, hikayesine şu şekilde devam etti; “İlk önce küçücük kendi çapımda İstanbul Nişantaşı’na giderek, Atiye Çolakoğlu Hocama da buradan saygı ve sevgilerimi gönderiyorum sizin vesilenizle. Bana bu işi öğreten, kıymetli hocam. Onun sayesinde bu meslekte ekmek yiyorum şuan. Hayatıma iyi ki dokundu.

Ağlayarak, zırlayarak geçirdiğim ilk bir haftalık eğitimim sonrasında “Ben bu işi yapamayacağım” dedim. Atiye hocam beni sarsaladı ve odadan dışarıya çıkardı. “Kendine gel, siz burada derste 13 kişiniz. Ben sende o ışığı gördüm ve bir gün dükkan açtığını duyacağım” dedi.

“BU İŞTE SADECE EĞİTİM ALMAK ÖNEMLİ DEĞİL”

Eğitimimi tamamladıktan sonra. Evde kendi çapımda, arkadaşlarıma, komşularıma sizlere ufacık mutfağımın masasında ışık bile yok, uyduruktan bir ışıkla yanlışıyla eğrisiyle başladım. Bu işte sadece eğitim almak önemli değil. Bu işte sürekli daimi bir şekilde yapacaksın. Ne kadar çok yaparsan elin o kadar yatkınlaşıyor.

Günler geçti, haftalar geçti ben hala aynı yerde sıralıyorum. Çok uzun bir işlem. İlk rekorum beş saattir. Tırnakları yaptıktan sonra Atiye hocama sürekli fotoğraflar ve videolar atıyordum. İyi mi hocam? Nasıl olmuş? O da, “Hayır Deniz biraz daha, paraya asla döndürmüyorsun. Ücretsiz yapacaksın” dedi.

“HAYALİMDEKİ BUTİK DÜKKANIMI AÇTIM”

Bundan iki ay sonra da artık arkadaşlarıma ufak bir ücret karşılığı, tırnak yapmaya başladım. Sonra arkadaşlarımın vesilesiyle çevre edinmeye başladım. O beğendi diğerine tavsiye etti derken tanındım. Sonra eve düzenli müşterilerimi almaya başladım. Daha sonra da bu küçük butiğimi açtım. İki yıl gibi bir süre evde çalıştım. İki yılın sonrasında bir gün çarşıdan geçerken, hayalimdeki bu küçük dükkanı buldum. Ve burası benim ekmek teknem olacak dedim. Butiğim, Ertuğrul Mahallesi Sinemalar Sokağı’nda eskiden rahmetli sünnetçi Ali abinin dükkanıymış.

“BURASI BANA PARADAN ÇOK İNSANLIK KAZANDIRDI”

Burayı açtığım zaman bir müşteri, bir müşteri derken iki oldu, üç oldu. Şuan buranın sayesinde çocuğumu da okutabiliyorum, ayaklarımın üzerinde de durabiliyorum. Bence kadınlar, evde boş boş durmamalı. Kendi içlerindeki ışığı bulmalı. Sadece tırnak değil. Hangi iş ellerinden geliyorsa. Ben 38 yaşındayım, olmaz yapamam diye bir şey yok. Ben bu yaştan sonra bir meslek sahibi oldum ve bu meslek sayesinde bir sürü güzel insan tanıdım. Bu işin en güzel yanı, bir çok insana ve hikayeye tanık oluyorsunuz. Psikolog gibisiniz. Ben asosyal biriydim. Belki evde oturup bu işi yapmasaydım, hiç arkadaşım olmayacaktı. Mesleğim sayesinde de bir çok arkadaş edindim. Çok sosyal bir insana dönüştüm. Burası bana paradan çok, insanlık kazandırdı. İşimi severek yapıyorum.

“HEDEFİM BİR TIRNAK ATÖLYESİ AÇMAK”

Hedefim, Tekirdağ’daki tek tırnak Atölyesini kurmak. İnanıyorum ki bunu bir gün gerçekleştireceğim. Çok büyük paralarda gözüm hiçbir zaman olmadı. Beni tanıyanlar, çevrem bilir. Küçül makul bir hayat yaşamayı çok severim. Fakat bir gün bu atölyenin hayalini kurdum. Küçük bir tekstil atölyesi düşünün. Orada sadece tek tişört, kot nasıl basıyorlarsa ben de Tekirdağ’da böyle bir atölyeyle adımın duyulmasını çok istiyorum. Buda benim evladıma en büyük mirasım olacak.

“EN BÜYÜK RAKİP OLARAK KENDİMİ GÖRÜYORUM”

Diğer güzellik merkezi ve bu işleri yapan kimseyle hiçbir rekabetim yok. Çünkü kendi başıma bir bireyim. Dediğim gibi bir butik işletiyorum. Ben büyük bir firma değilim. Allah herkesin ekmeğine bereket versin. En büyük rakip kendimi görüyorum. Ben her zaman sürekli kendimle yarıştım. En iyisini yapabilmek için, sürekli kendimle yarıştım. Değil iki saat, beş saatte otururum yeter ki müşterim bu kapıdan en mutlu haliyle çıkabilsin. Benim için en büyük zenginlik bu.”

KAYNAK: Hasan GİRGİN

Reklam
Reklam

Tekirdağ Yerel Gazeteler