
Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar Eğitim en büyük ve en önemli ulusal meselelerimizden biridir.
Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde 14.10.2023 tarihinde değişiklik yaptı. MEB Yusuf Tekin göreve geldiği günden bu yana milli eğitimin temel direkleri olan yasa ve yönetmelikleri kendi kafasına göre değiştirmeye devam etmektedir ve her kapsamlı değişiklikten bir skandal çıkmaktadır.
Bu değişiklik ile okul öncesi eğitimdeki öğrencilerden katkı payı alınmasının önü açıldı.
Önceki Milli Eğitim Bakanı Mahmut ÖZER okul öncesi eğitimde alınan ücretleri tamamen kaldırdıklarını ifade etmişti. Ancak görüldüğü üzere bu açıklamanın üzerinden bir yıl bile geçmeden yeni bakan Yusuf Tekin ile birlikte okul öncesi eğitim paralı hale getirildi. Kayıt parasını da “katkı payı” adı altında resmi kılıfa soktular.
Sayın Bakan’a hatırlatmak gerekir ki, alınan bu katkı payı ile “okul öncesi eğitim ve ilk öğretim parasız ve zorunludur” kuralı çiğnenmektedir.
Anayasamızın 42. maddesine göre eğitim ve öğretim devlet okullarında parasızdır. Doğal olarak bu yönetmeliğin anayasaya da aykırı olduğu apaçık ortadadır.
Katkı payı alması sebebi olarak ise, güya çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıymış.
Sayın Bakan, ben size okul öncesi eğitimin gerçek sorunlarını buradan dile getireyim:
- Çocukların gidebilecekleri yeterli devlet anaokulu yok
- Özellikle 3-4 yaş yeterli devlet kreşi yok
- Çocuklarımız ailelerinin ekonomik koşulları nedeniyle okula aç gidiyor
- Dersler 50 dk ve kesintisiz 6 saat
- Yardımcı personel yok, hijyen sıfır
- Ve en önemlisi okul öncesi öğretmenlerimiz tükenmişlik içindeler.
Katkı payını geri getirmek bu sorunların hiçbirini çözmeyecektir.
Ayrıca yeni yönetmeliğe …“Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları ile yatılı bölge ortaokullarının pansiyon kısımlarında ibadet ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla doğal aydınlatmalı uygun mekânda mescit açılır.” ifadesi eklenerek okul öncesi eğitim kurumları ve ilköğretim kurumlarında mescit açılması zorunlu hale getirildi.
Sayın Bakan, öncelikle okul öncesi ve ilköğretim kurumlarına mescit açılması pedagojik açıdan uygun değildir. Pedagogların küçük yaşta verilen dini eğitimin çocuklarda geri dönülemez zararlara yol açtığını bildirmelerine rağmen, böyle bir yönetmelik çıkarılması akıla mantığa uygun değildir.
Bu yönetmelik değişikliği öğrencinin ihtiyacını gidermiyor, okul öncesi eğitimde 5 milyon öğrenciye yemek vermesi gereken MEB bunu yapmıyorken mescit açılmasına karar veriyor.
Anayasamızın 42. Maddesinde, aynı zamanda eğitim ve öğretimin Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamayacağı yazılıdır. Buna rağmen henüz soyut kavramları ayıramayacak anaokulu öğrencilerine mescit zorunluluğu getiriliyor. Yazık.
Sayın Bakan, iki yıl kadar süren bir pandemi dönemi geçirdik. Bu süreç ve sonrasında okullara sağlık görevlisi atayın dedik, yapmadınız.
Okulların çevresi tehlikelerle dolu. Uyuşturucu çeteleri ve tacirlerle dolu. Okullara giren ve çıkanı kontrol edebilecek güvenlik görevlisi atayın dedik, yapmadınız.
Çocuklarımızın ruh sağlığı için okullara psikolojik danışman atayın dedik, onu da yapmadınız.
Ama ne yaptınız?
Okullara ÇEDES projesi ile İmam atadınız, şimdi de mescit zorunluluğu getiriyorsunuz.
Öğrencilerin bir kap yemeğini çok gördünüz, “tasarruf tedbiri” diyerek kaldırdınız.
Sizin, çocuklarımızın sağlıklı gelişimini düşündüğünüz falan yok.
Sayın Bakan, bu girişimlerin tamamı laiklik ilkesine aykırıdır.
Millî Eğitim Bakanlığı tümden cemaat ve tarikatların kontrolüne girmiştir.
Yakın zamanda, Aydın’ın Koçarlı ilçe milli eğitim müdürü osmam Arıkoğlu menzil şeyhine bağlılık sözü verdiği videosunu sosyal medya hesaplarından paylaştı. Bu ve bunun gibi müdür ve böyle öğretmenler için ne yapıldı? Böyle insanlar Milli Eğitimdeki görevlerinden bir daha geri dönmememk üzere alınmalıdır.
Bu uygulama, Cumhuriyetimizin 100. yılında laik eğitime açılan savaşın son noktasıdır!
Bilimsel eğitim yoksa, geleceğimiz bugünkü Orta Doğu’dur, karanlıktır, açlıktır, savaştır.
Ayrıca eğitim sendikaları ve partimiz mevsimlik tarım işçileri ile göçer ve yarı göçer ailelerin çocuklarının okula devam edememesine tepki gösteriyordu. Yönetmelikte bu konuya da yer verilmiş, devam edemeyen çocuklar için sorumluluk da bakanlığın üzerinden alınmış ve bu çocukların okula gidip gitmemesinin “veli yükümlülüğünde olduğu” belirtilmiştir.
Böylece çocukları cahil bırakma ve küçük yaşta evlilikleri teşvik için de bakanlıkça bir kılıf bulunmuş oldu.
Yazıklar olsun. 21. yılın sonunda Milli Eğitimi getirdiğiniz nokta işte budur.
Son 15 gün içinde Tekirdağ’ı iki bakan ziyaret etmiştir. Biri Milli Eğitim, diğeri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı. Bakanların ziyaretiyle devlet yönetiminin tamamen siyasallaştığını yakinen görüyoruz. Yapılan toplantılardan sonra ikinci durak AKP İl Başkanlıkları oluyor.
Milli eğitim bakanı ziyaretinde, eğitim konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmadığına değinmiş. Tekirdağ da 118 okulda güçlendirme yapıldığını 64 okulun 48 inin yıkılıp yeniden yapıldığını ifade etmiş. Halbuki benim önergeme verdiği cevapta 63 okul için yıkım kararının verildiği, bunların yerine sadece 8 okulun yapıldığını, 6 okulun inşaatının devam ettiğini, 40 okulun da ihalesinin devam ettiği bildirilmişti.
Bütün okulların bugün bittiğini varsaysak bile toplam okul sayısı 54 olmaktadır. Yani 9 okulun buharlaştığını görüyoruz.
Burada bile söylediklerinde tutarsızlığı açıkça görüyoruz.
Bu durumun sonucu olarak öğrencilerimiz hınca hınç dolu sınıflarda ikili eğitimle ders yapmaya zorlanmaktadırlar. Aşırı kalabalık sınıflar hem öğrencilerimiz hem de öğretmen arkadaşlarımız açısından sağlıklı bir eğitim öğretimin yürütülmesi için uygun değildir.
İlimizden somut bir örnek vermek istiyorum. Yeni ziyaret ettiğim Muratlı’da yıkılmasına karar verilen Talatpaşa ilk ve orta okulu boşaltılmış ve bu okul Şehit Metin Öztürk ortaokuluna taşınmıştır. Talatpaşa okulu ismi yeni taşınılan okula asılmamıştır. Okul içinde okul yaratarak mı çözüm bulmaya çalışıyorsunuz? Geçmişi silmek böyle bir şey olmalı.
Yıkılan okulların yerine yapılacak olanların aynı isimlerle faaliyete geçmesini, mezun olan insanlar açısından da, kent hafızası açısından da şart olduğunu düşünüyorum.
Keşke bakan siyasi partilere gideceğine eğitim sendikalarını ziyaret etseydi, okullara gidip velilerle konuşsaydı.
Doğru bilgi muhalefet partilerinden, sendikalardan ve velilerden alınır.
Bir vekil olarak şehrimde yapılan ve yapılacak olan çalışmalar konusunda bilgi sahibi olmak isterim. Devletin en üst kurumu olan valilik AKP iktidar vekilleri hariç bizler yok saymaktadır. Açılış törenlerinde konuşma hakkı vermediği gibi, mesajlarımızı da okutmamaktadır.
Her fırsatta söylüyorum ve yine söyleyeceğim.
Parti devleti oluşturmaktan bir an önce vazgeçin.
Sayın cumhurbaşkanının mülakatları kaldıracağım sözüne rağmen sayın Bakan’ın mülakatlar ile ilgili sosyal medyada söylediği mülakat gibi mülakat yapacağım sözü üzerine unutmuş olabileceğini düşünerek hatırlatmak isterim ki
- 2014 de yapılan bir değişiklikle bir gecede 50 binden fazla idarecinin görevine son verildi.
- İdarecilikte mülakat şartı getirildi.
- Bir de düzmece, göstermelik belgelerle ek puanlar verildi.
- 20-30 senelik müdürler, müdür yardımcıları onurlarıyla oynanarak görevlerinden alındı.
- Mülakatlarda komik puanlar verildi
- Bütün kurumların hafızası resmen silindi.
- Yerlerine bırakın okul idare etmeyi üç öğrenciyi bir sınıfta tutamayan, üst yazı yazmayı bile bilemeyen kişiler atandı.
Yine 2016-2017 yıllarında yeni atanmayı bekleyen gencecik insanlar vardı.
- KPSS puanları 90-95 üstü idi. Ama mülakatlarda 45-50’ler verilerek bunlar saf dışı bırakılıp, 50- 60 puan alanlar mülakatlarda 90 ve üstü verilerek atandı. Böyle yüz binlerden bahsedebiliriz.
Bakanlarının adı değişse de Milli Eğitimde haksız kadrolaşma, kıyım yılları olarak bildiğimiz dönemin mimarı kimdi?
Bütün bu kıyım döneminin mimarı, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Sayın Yusuf Tekin’den başkası değildi.
Sayın Bakan
- 100 binlerce kişinin hakkını yediğiniz
- Liyakatı ortadan kaldırdığınız
- Acımasızca bir referans sistemi kurduğunuz için Sonuna kadar da sizin mülakat sisteminize karşı çıkacağız.
Sayın bakana ayrıca hatırlatmak isterim ki
Yoksulluk nedeniyle Açık öğretime geçişler arttı
Her 4 çocuktan biri okula aç gidiyor
Kamunun eğitime ayırdığı bütçe azaldı ve bütçeden Milli eğitim bakanlığına ayrılan pay da neredeyse yüzde 50 azaldı.
Sayın Bakan, gelin sorunları kaynağından dinleyelim, birlikte akılcı ve gerçekçi çözümlere ulaşalım.
Bu düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yıldönümünü, Maramaraereğlisi, Kapaklı ve Çerkezköy’ün Kurtuluşunun 101. Yıldönümünü kutluyor, başta büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi saygı, rahmet ve şükranla anıyorum.
KAYNAK: Hasan GİRGİN



