
Toplumsal gelişmişlik, kadınların ekonomik ve sosyal yaşamdaki rollerini üstlenip üstlenmemeleri ile belirlenmektedir.
Kadınların ekonomik özgürlüklerini elde ettiği, erkeklerle eşit olduğu, tüm karar süreçlerinde yer aldığı toplumlar çağdaş ve güçlü toplumlardır.
Mustafa Kemal Atatürk;
“Toplumu kalkındırmak istiyorsak, izlememiz gereken daha emin ve daha etkili bir yol vardır. O da Türk kadınını çalışmalarımıza ortak etmek, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, kadının, bilimsel, toplumsal ve ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve koruyucusu yapma yoludur.”
Sözleriyle 1925 yılında kadın-erkek eşitliği ilkesini açıkça ortaya koymuştur.
Mustafa Kemal ve yol arkadaşları tarafından, kadınlara seçme ve seçilme hakkı pek çok Avrupa ülkesinden önce tanınmış olup; 3 Nisan 1930 tarihinde belediyelerde, 26 Ekim 1933’te köy ihtiyar heyeti ve muhtarlık seçimlerinde, nihayetinde 5 Aralık 1934’te ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadına seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
Devrimler sayesinde; Fransa, Belçika, İtalya ve İsviçre gibi birçok Avrupa ülkesinden önce kadınlarımıza seçme seçilme hakkı tanınmıştır. Bu sayede kadınlarımız aktif siyaset içinde temsil edilmeye başlanmış ve eşit yurttaşlık hakkını kazanmıştır.
Mustafa Kemal’in sağladığı bu önemli kazanımlar kadınların daha eşit ve daha güvende olacağı çağdaş bir Türkiye için önemli bir adım olmuştur.
Bu duygularla;
Ülkemizde kadınlara aydınlanma ve özgürleşme yolunu açan, Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı’nın verilmesinin 88.yıl dönümünde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, tüm kadınlarımıza sevgi, saygılarımı sunuyorum.
KAYNAK: Hasan GİRGİN



