Reklam
Reklam

“BİR TERCİH Mİ DAYATMA MI?”

KONU: HALK DEVLET İLİŞKİSİ

AMAÇ: DEVLETİ DOLAYISIYLA HALKI GÜÇLÜ KILMAK

KAPSAM: KAMU MENFAATLERİ

SONUÇ: HALKLA BÜTÜNLEŞEN DEVLET MEKANİZMASINA SAHİP ÜLKELER İÇ İŞLERİNDE BAĞIMSIZ VE HUZURLU, ULUSLAR ARASI ALANDA DA SÖZ SAHİBİDİR.

“BİR TERCİH Mİ DAYATMA MI?

Neo-liberal politikaların dayatılmaya başlandığı, özellikle 1980’ler sonrası dönemde yeşerip sermaye propagandasının etkisiyle aydın geçinen kesimlerin artık dillerinden düşürmedikleri iddiadır “cumhuriyetin, demokratik bir rejim olmadığı” iddiası.

Ama hangi cumhuriyet ve hangi demokrasi?

İddiaya; bu rejim ve yönetim modeli yalnızca Türkiye’nin deneyimiymişçesine ve tarihsel süzgeç kullanmaksızın bakmak insanı yanılgıya düşürebilir.

Doğrudur; gelinen noktada yaşananlar, 1938 sonrası Türkiye’sinin kadersizliğinin dışa vurumudur. Ama sorun ne cumhuriyet ile ne de demokrasiyle ilgilidir. Sorun yönetil-eme-me sorunudur!

Çünkü cumhuriyet de demokrasi de neticede insan için vardır ve insana hizmet ettiği ölçüde faydalıdır. Ama yanlış ellerde, üst düzey donanımlı bir geminin bile rotası şaşabilir. Ülkemizdeki gelişmeleri bu pencereden değerlendirmek bizi aşağıdaki sonuçlara götürebilir.

 Öncelikle demokrasiye göre bir cumhuriyet tanımı yapılamaz. Çünkü demokrasi, tanımı çok net olmayan ve insanlığın dostu da düşmanı da olabilecek kavramsal genişlikte bir terimdir.

Cumhuriyetin ise tanımı tektir ve ancak türleri olabilir. Bu nedenle, cumhuriyet ile demokrasi arasında bir ilişkilendirme yapılacaksa cumhuriyet rejimine ilişkin demokratik bir yönetim modeli tanımlaması bilimsel olacaktır. Böyle bir tanımlama bizlere cumhuriyetin halk için olması dolayısıyla bir koruma kalkanına da sağlayacaktır.

Aksi halde, cumhura dayandırılmayan bir rejimdeki demokrasi fikri insanların üzerine atılan bombalardan öteye gidemez. Bkz: Vietnam, Kosova, Irak… 

 Peki, niçin böyle bir “önceliklilik” kargaşasına ihtiyaç duyulmuştur. Bunun cevabını tarih bizlere belirli sürelerle vermiştir. Çoğumuzun anlamını dahi tam olarak zikredemediğimiz neo-liberalizm aslında 1929 ekonomik bunalımına sebep olan yanlış politikalardan çok da farklı değildir. Küreselleşme ile yeniden ambalajlanmış serbest ticaret fikrinin de ta kendisidir. Bu serbest ticaret aşkı, sömürgeciliğin de sonrasındaki dünya savaşlarının da temelinde yatan sebeptir.

Bu açıdan “cumhuriyet mi demokrasi mi” şeklindeki soru için yapılacak tercih, küreselleşen dünyada cumhuriyet yerine demokrasiyi tercih etmeye yönelik propagandanın istediğidir. Çünkü rejimi zayıf, kimliksiz bir devletin yönetemediği topraklar, halkının üzerinde söz sahibi olamadığı topraklardır artık.

Dolayısıyla bunlar, serbestçe ticaret yapılmak suretiyle sömürülecek topraklardır. Bu bakımından da böyle bir demokrasinin kamu yararıyla hiçbir bağı yoktur.

Evet; “ cumhuriyet mi demokrasi mi ” sorusuna verilecek yanıt demokratik cumhuriyettir. Ama ülkemizde yaşayan herkesin refah ve huzuruna hizmet eden bir demokratlıktan ve yasama-yürütme-yargı kuvvetlerini kamu yararı için kullanan yetkililerden oluşan bir cumhuriyetten bahsediyorum.

Gücünü halktan alan; sorumluluğu da yalnızca halka olan cumhuriyetten…

Ancak bu şekilde, halkla -kendi yönetim aygıtı olan – devletin barışı sağlanabilir ve ancak bu yolla halk devletin kendisi olduğunu kavrayabilir.”

Hakan Dedeoğlu ADD GYK Eski Üyesi Trakya Bölge Sorumlusu

 

KAYNAK: Hasan Girgin

Reklam
Reklam

Tekirdağ Yerel Gazeteler